Blog

ULUSLARARASI KRİZLERİN İŞLETMELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

ULUSLARARASI KRİZLERİN İŞLETMELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

ULUSLARARASI KRİZLERİN İŞLETMELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

The Impact of International Crises on Businesses

 

Dr. İbrahim İPEK
ORCİD: 0009-0004-0136-7274

www.ibrahimipek.com.tr
dr.ibrahimipek@hotmail.com
05322019881

 

Özet

Uluslararası krizler, işletmeler üzerinde önemli ve çok yönlü etkiler yaratan karmaşık olaylardır.Krizlerin işletmeler üzerindeki etkileri arasında genellikle kısa vadede gelir kaybı, maliyet artışları ve tedarik zincirinde aksamalar gibi somut zararlar yer almaktadır. Uzun vadede ise işletmelerin sürdürülebilirlik, rekabet gücü ve pazar pozisyonları üzerinde derin ve kalıcı etkiler bulunmaktadır.Uluslararası krizler, işletmelerin stratejik kararlarını da etkilemektedir. Bu nedenle kriz dönemlerinde işletmeler, risk yönetimi ve kriz yönetimi stratejilerini gözden geçirmek zorunda kalmaktadırlar. Özellikle küresel tedarik zincirlerine bağımlı olan işletmeler, krizlerden daha fazla etkilenmekte ve bu da tedarik zincirinde çeşitlendirme ihtiyacını doğurmaktadır. Bu bağlamda krizlerin ardından işletmelerin uluslararası piyasalardaki rekabet pozisyonlarını korumak veya yeniden inşa etmek için yenilikçi stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada da uluslararası kriz kavramı ve işletmeler üzerinde meydana getirdikleri etkilerin derleme metoduyla incelenmesi hedeflenmiştir.

Anahtar Kelimeler:Kriz,Kriz Yönetimi, Uluslararası işletmeler.

 

Abstract

International crises are complex events that create significant and multifaceted effects on businesses. The effects of crises on businesses generally include tangible damages such as loss of income, cost increases and disruptions in the supply chain in the short term. In the long term, it has deep and lasting effects on the sustainability, competitiveness and market positions of businesses. International crises also affect the strategic decisions of businesses. For this reason, in times of crisis, businesses are forced to review their risk management and crisis management strategies. Especially businesses that are dependent on global supply chains are more affected by crises, which creates the need for diversification in the supply chain. In this context, after crises, businesses need to develop innovative strategies to maintain or rebuild their competitive positions in international markets. In this study, it is aimed to examine the concept of international crisis and its effects on businesses using the compilation method.

Keywords:Crisis, Crisis Management, International businesses.

 

Giriş

Küreselleşme olgusunun en önemli sonuçlarından biri sanayi toplumunda ulusal ölçekte yaşanan rekabetin günümüzde uluslararası platforma taşınmasıdır. Bilişim sektöründeki gelişmeler, internetin iş dünyasında yaygınlaşması ve dünya ticaretinde sınırların kaldırılmasına yönelik düzenlemelerin uygulamaya konması, işletmelerin uluslararası faaliyetlere yönelmesini kolaylaştırmıştır. Krizin öncesinde ve sonrasında işletmeler ve genel ekonomi üzerinde birçok kalıcı etkisi olduğu bilinmektedir. En temel anlamıyla bir örgütün beklentileri ile çevresi arasındaki büyük bir uyumsuzluk durumlarında kriz meydana gelmektedir. İşletme düzeyinde normal karar alma süreçlerinin bozulması, işletme içindeki iletişim kanallarının kapanması, merkezi yönetim eğiliminin artması, işletmelerin belirsizlik nedeniyle hareketsiz kalması, yönetimin ve çalışanların gelecek baskısı altında çalışması, üretim gibi faaliyetlerin aksaması, Krizlerin işletmeler üzerindeki etkilerine satış, pazarlama, ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle finansal sıkıntıların ortaya çıkması vb. örnek olarak verilebilmektedir (Özdemir, 2008, s. 252).

Tüz’ün (1996, s. 76) yaptığı değerlendirme, krizlerin örgütün hareketlenmesinde ve değişmesinde kritik bir etkiye sahip olduğunu ifade etmektedir. Makroekonomik açıdan bakıldığında krizin sonuçları olarak ekonomik büyümenin yavaşlaması, hatta daralmaya dönüşmesi, milli gelirin azalması, işsizliğin artması, refah seviyesinin düşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan toplumsal huzursuzluk gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Kriz ortamlarında faaliyet gösteren işletmelerin hedeflerine ulaşabilmeleri, ayakta kalabilmeleri, artan rekabet karşısında pazar paylarını koruyabilmeleri, pazar paylarını artırabilmeleri ve hatta yeni pazarlara girebilmeleri büyük ölçüde çevreye uyum sağlama yeteneklerine bağlıdır (Peric ve Vitezic, 2016, s. 4). Krizin temel özellikleri şu şekilde ifade edilebilir (Esina ve Sirazhdinov, 2023, s. 82-85):

  • Kriz durumunun genellikle tahmin edilememesi,
  • Kurumun tahmin ve kriz önleme mekanizmalarının yetersiz olması,
  • Krizin kurumun amacını ve varlığını tehdit etmesi,
  • Krizin aşılması ve izlenmesi Kriz Gerekli yöntemlere karar vermek için yeterli bilgi ve zamanın olmaması,
  • Krizin acil müdahale gerektirmesi,
  • Yöneticilerin uyguladıkları standart karar mekanizmalarıyla krize cevap verememesi,
  • Krizin karar vericilerde gerginliğe neden olması,
  • Değişimin ciddi şekilde gerçekleşmesi örgütün devamlılığını bozması.

Krizin olumlu etkileri arasında yeni pazar arayışları, dış pazarlara açılma ihtiyacı, maliyetleri düşürme ihtiyacı, öz kaynakların öneminin anlaşılması, kalitenin önem kazanması ve Ar-Ge’nin önem kazanması olarak sıralanabilmektedir (Hertati ve ark., 2020, s. 245).Olumsuz sonuçlar arasında ise; merkezileşme nedeniyle yaratıcılığın azalması, örgütlerde çatışmaların ve kaygıların artması, finansal sorunların ve işten çıkarmaların artması, çalışanların motivasyonunun azalması, sabit maliyetlerin ve âtıl kapasitelerin artması, teknolojik aksaklıklar, çevresel bozulma gibi durumlar yer almaktadır. Ekonomik kriz terimi, durgunluk dönemlerinde üretimin azalmasını ve döngüsel değişikliklerin azalmasını ifade eder (Özdemir, 2008, s. 254). Günümüzde kriz yönetimi uygulamaları hâlâ büyük küresel projelerde etkisini sürdürmektedir. İşletmeler uluslararası veya ulusal krizlerle karşı karşıya kaldıklarında geleneksel yönetim stratejilerinin yetersiz kaldığı görülmekte ve gelecek yüzyılda kriz yönetimi stratejilerinin önemi ortaya çıkmaktadır (Smallbone ve ark., 2012, s. 763).

Uluslararası krizler ülkelerin ekonomik refahlarının ardından sosyolojik yapılarını da derinden etkileyen durum olmaları nedeniyle oldukça önemli bir araştırma konusudur. Bu bağlamda çalışmamızda uluslararası kriz kavramı ve işletmeler üzerinde meydana getirdikleri etkilerin derleme metoduyla incelenmesi hedeflenmiştir.

Ekonomik Krizler

Ekonomikkriz tanımında öncelikle problem kelimesinin etimolojik anlamına bakmakta fayda vardır. Yunanca çatışma sözcüğü sorun ya da karşıtlık ya da farklılık ya da çatışma anlamına gelmez ama aynı zamanda kararın ağırlığını da taşır. Kriz zamanı bir şeyin kalıcı olup olmayacağının netleştiği zamandır. Kriz toplumsal bir süreçtir ve etkileri ekonomiyle sınırlı değildir. Problem kelimesi bölmek, bölmek, karar vermek anlamına gelir. Şartlar farklı ama birbiriyle ilişkili kavramlardır.Aynı zamanda kavram bir hastalığın seyrinde bir dönüm noktasını, bir şeyin gelişimindeki dönüm noktasını, kesin ve hayati bir zamanı, olayı, aşamayı veya durumu ifade eder (Kirman, 2010, s. 503). Çoğu zaman ekonomik konjonktür kelimesiyle birlikte tartışılan ekonomik kriz kavramı, “olayların farklı yönde gelişmesiyle ortaya çıkan karışık bir durum”, “bir ülkenin hayatındaki zor bir dönem” gibi alternatif ifadelerle de tanımlanabilmektedir(Ezer, 2010, s. 16). Ekonomi alanında kriz, bazı kesim veya sınıfların diğer kesim veya sınıflar üzerinde egemen ilişki kurma olanağına sahip olması anlamına gelirken; öte yandan kelime, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ve dış nedenlerden kaynaklanan sancılı bir dönemi ifade eder. Her iki anlam da birbirini tamamlayıcı niteliktedir; öyle ki kriz bazı kesimler için eskisinden daha güçlü bir yeniden yapılanma fırsatı olabilirken, gerçek bir kriz ve bazı kesimlerin çöküşünü de gerektirebilir. Farklı yaklaşımlara dayalı olarak bazı kriz tanımları yapılırsa kriz; “bir örgütün (aile, şirket, belediye, bakanlık, sivil toplum vb.) üst düzey hedeflerini ve işleyişini tehdit eden, bazen örgütün yaşamını tehlikeye sokan ve anında tepki verilmesini gerektirmekte, örgütün kriz öngörü ve önleme mekanizmalarının yetersiz kalmasına neden olmaktadır.” organizasyonda gerginlik yaratan bir durumdur.” (Kurtoğlu, 2020, s. 25).Daha geniş bir tanımla kriz, beklenmedik ve öngörülemeyen, hızlı müdahale gerektiren, önleme ve uyum süreçlerini bozarak kuruluşların değerlerini, hedeflerini ve faaliyetlerini tehdit eden stresli bir durumdur (Mucci ve ark., 2016, s. 988).

 

Şekil 1.Ekonomik Krizlerin Oluşumu (Akgün, 2014, s. 46)

Ekonomik krizlerin nedenleri arasında; finansal piyasalardaki aksaklıkların yol açtığı krizler, sürdürülemez ekonomik politikaların yol açtığı krizler, finansal paniğin yol açtığı krizler, asimetrik bilgi ve ahlaki tehlikenin yol açtığı krizler, bulaşma etkisi ile oluşan krizler yer almaktadır (Mattick, 2020, s. 126).

Uluslararası Krizler

Ulusal ekonomilerin dünya pazarlarına entegrasyonu ve ekonomik karar alma süreçlerinin dünya pazarlarının dinamikleri tarafından giderek daha fazla belirlenmesiolarak tanımlanan küreselleşme süreci, ulusal mal, hizmet ve finansal piyasaların liberalleşmesi ve küreselleşmenin artması kanalları üzerinden şekillenmektedir. Uluslararası sermayenin önündeki idari ve hukuki engellerin kaldırılması, dolayısıyla ulusal pazarların istikrarsızlaştırılmasıdır (Stiglitz, 2000, s. 19). Dış dünyadan bağımsız ekonomi politikası yürütme yeteneğinin kısıtlandığı bu süreç, ulusal ekonomileri dış etkilere açık hale getirmiştir. Ülkelerin giderek birbirine bağımlı hale geldiği ve birinde yaşanan olumsuz durumun diğerini de kolaylıkla etkilediği bir ortamda, krizlerin süreçleri ve nedenleri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Uluslararası kriz, herhangi bir ülke veya kuruluşun her türlü sosyal, ekonomik, kültürel, politik ve hukuki kazanımlarını, hedeflerini, planlarını ve çıkarlarını olumsuz etkileyen; aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, yüksek düzeyde strese ve zaman baskısına neden olan; tamamen engellenemeyen ancak önceden önlem alınarak ‘iyi yönetildiğinde’ fırsata dönüştürülebilen bir durumdur (Eğri ve Doğaner, 2020, s. 133). Uluslararası ilişkiler açısından bu gerilim durumu, uluslararası aktörler arasında veya bu aktörler ile çevre arasında bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Krizin ne olduğu ve kriz yönetimi konusunda üzerinde uzlaşılan tanımlar bulmak zor olsa da üç temelden bahsetmek mümkündür. Krizin tanımına yönelik yaklaşımlar:

  • Sistem yaklaşımı,
  • Karar verme yaklaşımı,
  • Bu ikisinin birleşimi olan birleşik yaklaşımdır.

Sistem yaklaşımı, uluslararası krizi “genel sistemin veya alt sistemlerinden herhangi birinin istikrarını normal seviyelerin ötesinde bozan ve sistemde şiddet olasılığını artıran bir dizi olay” olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, karar vericilerden ziyade sistemi veya bölgesel bir alt sistemi oluşturan aktörlere odaklanmaktadır. Karar verme yaklaşımı ise krizi “karar vericilerin yüksek öncelikli hedeflerini tehdit eden, durum değişmeden önce müdahale etme süresini sınırlayan ve karar alma birimi için sürprizler yaratan bir durum” olarak tanımlamaktadır. Son olarak karma yaklaşım da uluslararası krizi “iki veya daha fazla ülke arasında, kısa bir süreyi kapsayan ve taraflar arasında savaş olasılığının önemli ölçüde arttığının hissedildiği karşılıklı bir meydan okuma” olarak tanımlamıştır (Ateş, 2011, s. 9).

Küresel sistemde günümüzün kriz sorunları iki düzeyde incelenebilmektedir ve bunlar: aktör düzeyinde (mikro) ve sistem düzeyindedir (uygulama). Aktör düzeyindeki sorunlara dış politika sorunları da denilebilir. Bu sorunlar, bir hükümetin karşılaşabileceği sorunları belirleyen üç yöntemi içerir: bir veya daha fazla değere, önceliklere ve temel çıkarlara yönelik bir tehdit, bu değerlerin tehdit altında kalmasını engellemek için yeterli zamanın olmaması ve saldırganlık ve askeri çatışma riskinin artışıdır (Öztürk ve ark., 2012, s. 12).

Kriz Yönetimi

Kriz durumlarında sorundan önce birçok belirti ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler, organizasyonun hem üst hem de alt kısmındaki harika sistemlerde birçok soruna neden olur. Yönetim sorunun belirtilerini tahmin edebilirse başarılı olacaktır. Bu nedenle işletme, sorunun belirtileri ortaya çıktığı andan itibaren, her zaman mevcut koşullar altında, sorunun oluşmasını önleyen veya etkilerini azaltan bir dizi sistematik eylem olan risk yönetimini uygulamalıdır (Karaağaç, 2013, s. 62). Kriz yönetimi, sorun olarak algılanan bir durumu çözmek için sistematik, düzenli ve mantıklı bir şekilde yürütülen faaliyetler bütünüdür. Sistematik karar alma sürecini, bu kararları uygulayacak ekibin kurulmasını ve yeni kararların hızla sonuç alınarak uygulamaya konulmasını ve hemen hemen her problem başarının tohumlarını ve başarısızlığın köklerini içermektedir. Bu başarının tespit edilmesi, geliştirilmesi ve faydalarının sağlanması kriz yönetiminin özü olabilir. Olumsuz sorun yönetimi tarzı, durumu kötü ve kötü olarak görme eğilimidir. Sorunları yönetmek olası başarı ve başarısızlık durumlarının dikkatle incelenmesini gerektiren bir süreçtir. Çok fazla planlama, organizasyon ve organizasyon gerektirir (Sarı ve Sarı, 2020, s. 53). Aşağıdakriz yönetiminin temel özellikleri sıralanmıştır (Güreşçi, 2020, s. 56; Seçilmiş ve Sarı, 2010, s. 506);

  • Sorun yönetimi stratejik yönetimin bir dalıdır. Stratejik yönetim, üst yönetimi ilgilendiren yönetim alanıdır. Bu yönetim dalı, dış çevreyi gözlemleyerek, analiz ederek ve uzun vadeli düşünerek faaliyetlerin planlanması, planlanması, uygulanması, koordine edilmesi ve yönetilmesi süreci olarak düşünülebilir.
  • Sorun yönetimi bir karar verme sürecidir. Karar verme yönetimin en önemli faaliyetlerinden biridir. Yöneticiler operasyonların her aşamasının başarısını etkileyen kararlar alırlar.
  • Yönetim kararları makul ve etkili olmalıdır. Kriz sırasındaki tehditler ve olası fırsatlar kararın önemini artırmaktadır. Belirsiz bir ortamda alınması gereken kararlar, ülkenin turizm sektörünün büyük sorunlara ya da büyük aksaklıklara sürüklenmesine yol açabilir.
  • Sorun yönetimi çok adımlı bir süreçtir. Kriz yönetiminin temel amacı olası sorunlara hazırlıklı olmaktır. Bunu sağlayacak ve sorun çıkması durumunda alınacak önlemleri gösteren planlar geliştirilmiştir. Buna göre problem yönetimi, problemin tanımlanması, hazırlanması, korunması, yönetilmesi, pratiğe aktarılması, öğrenilmesi ve değerlendirilmesini içeren bir süreçtir.
  • Kriz yönetimi kuruluşlara ek maliyetler getirmektedir. Şirketlerin kriz durumlarına dikkat edebilmesi ve krizden en az zararla çıkabilmenin planlarını yapabilmesi gerekiyor. Bu faaliyetler normal ticari faaliyetlerin dışındadır ve ek ücrete tabidir. Maliyetlerin yüksek olması nedeniyle bu adımları atmayan kuruluşlar, hayal kırıklıkları ortaya çıktığında gereksiz bir krize yakalanabilir.
  • Sorun yönetimi organizasyondaki sorunları önler. Ülkeler krize girdiğinde kriz yönetiminin temel hedeflerinden biri bu sektördeki şirketler arasında ortaya çıkabilecek sorunları çözmektir.

Uluslararası İşletmeler

Literatürde uluslararası ticarete ilişkin pek çok tanım bulunmaktadır. Farklı ülkelerden, ortak bir yönetim stratejisi altında grup halinde çalışan işletmelere uluslararası işletme denir. Bir diğer ifade ile iki veya daha fazla ülkede doğrudan faaliyet gösteren işletmelere uluslararası işletmeler denir. Ayrıca şirketlerin düzenlediği ve ülke sınırları dışında yürütülen her türlü faaliyet için geçerlidir. Uluslararası işleme iki bölüme ayrılmıştır ve bunlar: uluslararası ticaret ve yatırımdır. Kendi ülkesi dışında bir veya daha fazla ülkede faaliyet gösteren işletmelere uluslararası işletme adı verilmektedir. Küresel ekonomik gelişmeler ülkeleri birbirine yakınlaştırmış ve ticari ilişkiler küresel düzeye çıkmıştır. İşletmeyi etkileyen dış çevresel faktörler de artmıştır (Aktaş, 2015, s. 8-10).

Daha önce uluslararası olarak görülen işletmelerin giderek ülke sınırları dışında faaliyet gösterdiği görülmektedir. Ekonomi yazarlarına göre 15. ve 16. yüzyıllar birçok endüstrinin yükselişine tanık olmuştur. Bu dönemlerde, özellikle İngiltere’deki çokuluslu şirketler, bu ülke ile kolonileri arasındaki mal ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Daha sonraki dönemlerde bu şirketler sınır ötesi işlemler gerçekleştirmişlerdir (Gökmen, 2013, s. 56). İkinci Dünya Savaşı sonrasında ticaretin serbestleşmesiyle birlikte çok uluslu şirketler ilk olarak bugünkü şeklini almıştır. Uluslararası ticaretin ithalat ve ihracat işlemlerinden başladığı söylenebilir. Bazı ülkeler hızlı ekonomik kalkınmayı sağlayacak nitelik ve nicelikteki altyapıya sahip olmadıkları için gerekli kaynakları farklı yollardan elde etmeye çalışmaktadırlar. Üretim faktörleri zengin ülkelerden fakir ülkelere aktarılır ve transfer eden ülkeler daha fazla kaynağa sahiptir. Devredilen üretim kalemlerinin teknik kalitede olması, devreden ülkenin kaynaklarının verimli kullanılması da sağlanmış olur (Warsame, 2016, s. 52).

İşletmelerin kaynaklarını araştırmaları sonucunda belirledikleri en verimli alanlara aktararak piyasa değerlerini en üst düzeye çıkarma hedefi, gözlerini uluslararası pazarlara çevirmiş, böylece uluslararası işletmelerin ortaya çıkmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Aslında bir şirketin uluslararası ticaretle ilgilenmesi ya da en azından etkisini hissedebilmesi için çok uluslu bir şirket olmasına gerek yoktur. Yani bir işletme yabancı ülkelerde yatırım yapmasa da dış ilişkileri olsa bile, örneğin ihracat yapıyorsa uluslararası bir işletmedir (Wild ve Wild, 2019, s. 46). Uluslararası işletme ve çokuluslu işletme kavramlarının çeşitli tanımları yapılmakta ve bazı yazarlar bunları kullanmaktadır. Uluslararası işletme kavramı genel bir kavram olup, diğer ülkelere ithalat-ihracat ve lisans verilmesinden, farklı ülkelerdeki üretim faaliyetlerine kadar çeşitli faaliyetlerde bulunan işletmeleri kapsarken, çok uluslu işletme, uluslararası işletmenin özel bir şeklidir (Schafer ve ark., 2015, s. 102).

Uluslararası işletmelerin içerisinde bir de çok uluslu şirket durumu mevcuttur ve bir firma toplam üretiminin %25-30’undan fazlasını ihraç ettiğinde, yabancı üretimin toplam üretim içindeki payı yüksekse ve işçilerin büyük bir kısmı dışarıya çıkmışsa çalışanlara göre bu şirkete “çoklu şirket” denir. Bu durumda uluslararası bir işletme, üretim, kar ve işgücü olmak üzere üç spesifik kriterden birine göre toplamın önemli bir payını elde ediyorsa çok uluslu şirket olarak kabul edilmektedir (Tien ve ark., 2019, s. 136).

Krizlerin Uluslararası İşletmeler Üzerindeki Etkileri

Ekonomik krizler, işletmeler üzerinde ciddi ve kapsamlı etkiler yaratan olaylardır. Bu krizler, genellikle ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkarak ekonomik durgunluk, finansal piyasalarda çalkantılar, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve tüketici güvenindeki düşüşlerle kendini gösterir. Ekonomik krizlerin en belirgin etkisi, işletmelerin gelirlerinde ve kârlılıklarında meydana gelen azalmadır. Talep daralması, tüketici harcamalarının azalması ve yatırımların yavaşlaması, işletmelerin satışlarını düşürürken, maliyetlerin kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır (Jones, 2022, s. 28).Bu durum, özellikle uluslararası işletmelerde likidite sıkıntılarına ve nakit akışında bozulmalara yol açabilir ve diğer etkiler aşağıdaki tabloda kategorize edilmiştir.

Tablo 1.Ekonomik Krizlerin Uluslararası İşletmeler Üzerindeki Etkileri (Kaya, 2009, s. 26)

Örgütsel Yapı Üzerindeki Etkiler

Örgütsel Davranış Değişkenleri

İşletme Performansı Değişkenleri

Merkezileşme endeksi

Yönetsel yoğunluk

Büyüklük

Formalizasyon

Kurmay yoğunluğu

Örgütsel iletişim

İş tatmini

Örgütsel bağlılık

Örgütsel değişim

Motivasyon

Liderlik

Ekip çalışması

Yatırımın Geri Dönüş Oranı

Satışlardan Elde Edilen Kâr (Kârlılık)

Kişi Başına Ciro

Pazar Payı

Ekonomik Kâr /Ciro

Kişi başına Ekonomik Kâr

Ortalama devamsızlık

Personel devir oranı

 

Kriz dönemlerinde finansmana erişim de zorlaşmaktadır. Bankalar ve diğer finansal kurumlar, kriz ortamında risklerini azaltma eğiliminde olduklarından, işletmelere kredi verme koşullarını sıkılaştırabilirler. Bu durum, özellikle yeni yatırımlar yapmak ya da mevcut borçlarını yeniden finanse etmek isteyen işletmeler için büyük bir engel teşkil eder. Ayrıca, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalat ve ihracat yapan işletmeler üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olabilir. Dövizdeki ani artışlar, ithal edilen mal ve hizmetlerin maliyetini artırırken, aynı zamanda döviz cinsinden borcu olan işletmelerin finansal yükümlülüklerini yerine getirmesini zorlaştırabilmektedir (Khalid ve ark., 2020, s. 319).

Ekonomik krizler, aynı zamanda iş gücü piyasasında da dalgalanmalara neden olabilmektedir. Talep daralması ve gelirlerdeki düşüş, işletmeleri maliyetleri azaltmak için işten çıkarmalar yapmaya ve yeni istihdam yaratma planlarını askıya almaya zorlar. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına ve tüketici güveninin daha da azalmasına neden olur. Sonuç olarak, ekonomik krizlerin uluslararası işletmeler üzerindeki etkileri, kısa vadede finansal zorluklar ve operasyonel aksamalar, uzun vadede ise stratejik yeniden yapılanma ve piyasa konumlandırması gibi önemli değişimlerle kendini gösterir. Bu tür krizlerle başa çıkabilmek için işletmelerin finansal dayanıklılıklarını artırmaları, esnek stratejiler geliştirmeleri ve piyasa koşullarına hızlı bir şekilde uyum sağlama yeteneklerini güçlendirmeleri gerekmektedir (Pedersen ve ark., 2020, s.316).

Yöntem

Bu çalışmada bilgilerin toplanması ve düzenlenmesi sürecinde yıllardır kullanılan klasik bir yöntem olan derleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu yöntem bilimsel araştırmalarda, tarihsel araştırmalarda ve çeşitli veri setlerinin toplanmasında önemli bir rol oynar. Derleme yönteminde seçilen kaynaklardan veri toplama süreci sistematik ve metodik olarak yapılmaktadır. Bu aşamada not alma, özetleme, doğrudan alıntı yapma gibi teknikler kullanılır. Doğru ve eksiksiz veri toplama, derleme sürecinin başarısı için kritik öneme sahiptir. Bu yöntemin avantajları, derinlemesine bilgi sağlaması, kapsamlı görüş sağlaması ve güvenilir sonuçlara ulaşmaya yardımcı olmasıdır (Wagner ve ark., 2011). Bu çalışmada kullanılan geleneksel toplama yöntemlerinin yanı sıra dijital arama motorları ve veri tabanları da kullanılmıştır. Araştırmada; bilimsel dergiler, kitaplar, yayınlanmış makaleler, uluslararası kuruluşların raporları ve parça yapımları gibi çeşitli kaynaklar kullanılmıştır. Bu tezin geçerliliğini ve güvenirliğini sağlamak için kaynaklar özenle seçilmiştir.

Tartışma

Ekonomik krizlerin işletmeler üzerindeki etkileri, literatürde geniş bir şekilde incelenmiş ve çeşitli bilimsel çalışmalarla desteklenmiştir. Ekonomik kriz dönemlerinde, işletmelerin karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri talep daralmasıdır. Bu durum, tüketici harcamalarının azalmasına ve genel ekonomik aktivitenin yavaşlamasına yol açar. Örneğin, Bernanke (1983) tarafından yapılan çalışmalar, ekonomik durgunlukların tüketici güvenini sarstığını ve harcama eğilimlerini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Bu bağlamda, işletmelerin gelirlerinde kayda değer bir düşüş yaşanır ve kârlılık oranları önemli ölçüde azalır.

Covid-19 salgınından kaynaklanan belirsizlik, şirket sahipleri ve iş liderleri ve akademisyenler dahil olmak üzere bugün herkesi rahatsız etmektedir. Bu sorun, ticari organizasyonların yönetiminin karmaşıklığını arttırmakta ve içinde bulunduğumuz çağda farklı liderlik zorlukları ortaya çıkarmaktadır. Örgütsel yönetimde, insanların aşırı hava koşulları, çatışma, savaş, tek taraflı politika tutarsızlıkları, yeni teknolojilerin keşfi gibi şok edici, öngörülemeyen şeylerle karşı karşıya kalacağı mevcut koşullar etkili olmaktadır. Bruinen ve ark. (2007) çalışmasında krizlerin sonuçlarının beklenmedik faktörlerin günümüz toplumunda normal bir şey haline geldiğini ortaya çıkarmıştır. Çağımızda yönetici liderleri ve işletme sahipleri, kuruluşun hayatta kalmasını ve büyümeye devam etmesini istediklerinde sürprizleri etkili bir şekilde öngörebilmeleri gerekmektedir. Orman yangınları, hava kirliliği, aşırı hava koşullarının yanı sıra çatışma ve ticaret savaşları gibi dünya sakinlerini etkileyen veba olayları da ekonomik krizlere neden olmaktadır. Sorun şu ki, bazı uluslararası işletmeler bunu ciddiye almayabilir veya bu faktörlerin iş üzerindeki etkisini hala hafife alabilir. Viral haberler veya dönüşümlü olarak manşetler olarak kabul edilir (Khalid ve ark., 2020).

Her ne kadar Covid-19, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak ilan edilmiş olsa da uluslararası işletmelerden bazıları başlangıçta bunu umursamamıştır ve bunu hiçbir etkisi olmayan sıradan bir olay olarak değerlendirmiştir. Araştırmacı Anderson (2020), kriz durumunda işletmelerin gelirlerinin günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar küçük olması nedeniyle hükümet tarafından çalışmaya devam etmeleri yönünde çağrıda bulunulmasına rağmen hala çalışan pek çok kişinin olduğunu kanıtlamıştır. Karantina ve sosyal mesafe nedeniyle ev dışındaki toplu faaliyetlerin azalması iş dünyasını ve toplumu olumsuz etkilemiştir. Covid-19 Pandemisi devam ettiği süre içerisinde şirketlerin ve işçilerin kaderi uçurumun eşiğinde kalmıştır. Bu dönemde yayınlanan finansal tablolar bir işletmede çok önemli bir rol oynamaktadır. Burada yer alan mali veriler, uluslararası işletmelerin, mikro küçük ve orta ölçekli işletmelerin genel mali durumunu öğrenmesine olanak tanır. Uluslararası işletmeler, bu finansal durum bilgisinden yola çıkarak iş stratejilerini formüle edebilir ve önemli kararlar alabilmektedir. Schifferes ve Knowles (2014) farklı finansal tablo türlerinin olduğunu belirtmektedir. İşletmecilikte mikro küçük ve orta ölçekli işletmeler için zorunlu olan en az dört tür mali tablo bulunmaktadır ve araştırma çerçevesinde aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

İş gücü piyasasındaki etkiler de ekonomik krizlerin işletmeler üzerindeki bir diğer kritik boyutudur. Kriz dönemlerinde işletmeler, maliyetleri düşürmek amacıyla iş gücü azaltma yoluna gitmek zorunda kalabilirler. Hall ve Schlosar (1995) tarafından yapılan araştırmalar, ekonomik durgunlukların işsizlik oranlarını artırdığını ve bu durumun uzun vadede iş gücünün yeniden toparlanmasını zorlaştırdığını ortaya koymaktadır. İşten çıkarmalar, sadece işletmelerin kısa vadeli maliyetlerini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadede iş gücü verimliliğinde ve çalışan bağlılığında azalmaya neden olabilir.

Sonuç ve Öneriler

Ekonomik krizler, işletmelere gelirlerinde ve kârlılıklarında azalma getirir ve finansmana erişimi zorlaştırır. Bu dönemlerde talep daralır, tüketici harcamaları azalır ve işletmelerin maliyetlerini kontrol etmeleri zorlaşır. Bankalar ve finansal kurumlar kriz ortamında risklerini azalttıklarından kredi verme koşullarını sıkılaştırabilirler. Ayrıca, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ithalat ve ihracat yapacak işletmeleri etkiler. İşsizliğin artışı ile tüketici güveni azalabilmektedir. Krizlerle başa çıkmak için işletmelerin finansal dayanıklılıklarını artırması ve esnek stratejiler geliştirmesi gereklidir. Uzun vadede stratejik yeniden yapılanma ve piyasa konumlandırması gibi önemli değişimlerle karşılaşılabilmektedir.

Gelecek araştırmalar ve işletmeler için öneriler aşağıdaki gibi sıralanmıştır;

  • İşletmeler, ekonomik krizlere karşı dayanıklılıklarını artırmak için finansal rezervler oluşturmalıdır. Bu rezervler, gelirlerdeki ani düşüşler veya beklenmedik maliyet artışlarıyla başa çıkmada kritik bir rol oynar. Ayrıca, çeşitli finansal araçlar kullanarak risklerini minimize etmeyi öğrenmeleri de önemlidir.
  • Gelir kaynaklarının ve pazarların çeşitlendirilmesi, kriz dönemlerinde bir işletmenin daha az zarar görmesini sağlar. İşletmeler, yalnızca bir sektöre veya pazara bağımlı kalmaktan kaçınmalı ve alternatif gelir kaynakları oluşturmalıdır.
  • Kriz dönemlerinde iş gücü maliyetlerini yönetmek zorlayıcı olabilir. Esnek iş gücü stratejileri, işten çıkarmaları en aza indirmek ve kriz sonrası toparlanmayı hızlandırmak için kullanılabilir.
  • Kriz dönemlerinde işletmelerin dijital yetkinliklerini artırmaları hem operasyonel verimliliği artırır hem de müşteri tabanını genişletir. E-ticaret, dijital pazarlama ve veri analitiği gibi alanlara yapılan yatırımlar, krizlerden daha az etkilenmek için önemlidir.
  • İşletmeler, olası ekonomik krizler için önceden hazırlanmış kriz yönetimi planlarına sahip olmalıdır. Bu planlar, kriz dönemlerinde hızlı ve etkili kararlar alınmasını kolaylaştırır ve işletmenin ayakta kalmasını sağlar.
  • Gelecek araştırmalarda, farklı türdeki ekonomik krizlerin (örneğin, finansal kriz, döviz krizi, borç krizi) işletmeler üzerindeki etkilerini karşılaştırmak faydalı olabilir. Bu tür analizler, hangi kriz türlerinin işletmeleri daha fazla etkilediğini belirlemeye yardımcı olabilir.
  • Gelecekteki araştırmalar, uluslararası işletmelerin krizlere karşı nasıl daha dayanıklı hale gelebileceğini araştırmalı ve bu işletmelere yönelik özelleşmiş stratejiler geliştirilmesine odaklanmalıdır.
  • Kriz dönemlerinde dijitalleşmenin rolü giderek daha belirgin hale gelmiştir. Gelecek araştırmalar, dijitalleşme seviyesinin ve teknolojik uyumun işletmelerin krizlere karşı dayanıklılığını nasıl artırdığını inceleyebilir.

Yukarıda sıralanan öneriler, işletmelerin krizlere karşı daha hazırlıklı olmalarına ve gelecekteki araştırmaların bu alandaki bilgi birikimini artırmasına katkıda bulunabilir.

Kaynakça

Akgün, E. (2014). Makroekonomik göstergeler ışığında ulusal ve uluslararası krizler: Karşılaştırmalı Türkiye örneği. Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi.

Aktaş, K. (2015). Uluslararası işletmelerde stratejik yönetim. Uluslararası Yönetim ve Sosyal Araştırmalar Dergisi2(3), 1-19.

Anderson, G. S., Di Nota, P. M., Groll, D., & Carleton, R. N. (2020). Peer support and crisis-focused psychological interventions designed to mitigate post-traumatic stress injuries among public safety and frontline healthcare personnel: a systematic review. International journal of environmental research and public health17(20), 7645.

Ateş, D. (2011). Ekonomik kriz uluslararası ilişkiler ve küreselleşmenin geleceği. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 12 (1), 1-16.

Bernanke, B. S. (1983). Non-monetary effects of the financial crisis in the propagation of the Great Depression (No. w1054). National Bureau of Economic Research.

Bruinen De Bruin, Y., Lahaniatis, M., Papameletiou, D., Del Pozo, C., Reina, V., Van Engelen, J., ... & Jantunen, M. (2007). Risk management measures for chemicals in consumer products: documentation, assessment, and communication across the supply chain. Journal of Exposure Science & Environmental Epidemiology17(1), S55-S66.

Eğri, T., & Doğaner, A. (2020). Covid-19 ve ekonomik kriz: Kobiler özelinde bir değerlendirme ve politika önerileri. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi19(37), 128-145.

Esina, O. I., & Sirazhdinov, R. Z. (2023). The features’ analysis of modern economic crises. Вестник университета, 78.

Ezer, F. (2010). 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin Türkiye’ye Etkileri. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi20(1).

Gökmen, A. (2013). Uluslararası İşletmelerin Türkiye’ye Yatırımları ve Belirleyici Etmenler. Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi5(1), 53-62.

Güreşçi, M. (2020). Covıd-19 Salgınında Türkiye’de Kriz Yönetimi İletişimi: TC Sağlık Bakanlığı. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi7(5), 53-65.

Hall, B., & Schlosar, H. (1995). Repeat callers and the Samaritan telephone crisis line—a Canadian experience. Crisis16(2), 66-71.

Hertati, L., Widiyanti, M., Desfitrina, D., Syafarudin, A., & Safkaur, O. (2020). The effects of economic crisis on business finance. International journal of economics and financial issues10(3), 236.

Jones, G. (2022). Crises and international business. In International Business in Times of Crisis: Tribute Volume to Geoffrey Jones (Vol. 16, pp. 27-32). Emerald Publishing Limited.

Karaağaç, T. (2013). Kriz yönetimi ve iletişim. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, (49).

Kaya, S. (2009). Kriz yönetimi ve ekonomik krizlerin işletmeler üzerindeki etkileri. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi.

Khalid, U., Okafor, L. E., & Shafiullah, M. (2020). The effects of economic and financial crises on international tourist flows: A cross-country analysis. Journal of Travel Research59(2), 315-334.

Kirman, A. (2010). The economic crisis is a crisis for economic theory. CESifo economic studies56(4), 498-535.

Kurtoğlu, R. (2020). Küresel ekonomik kriz ve yeni dünya düzeni (Vol. 785). Destek Publishing and Media Group.

Mattick Jr, P. (2020). Economic crisis and crisis theory. Routledge.

Mucci, N., Giorgi, G., Roncaioli, M., Fiz Perez, J., & Arcangeli, G. (2016). The correlation between stress and economic crisis: a systematic review. Neuropsychiatric disease and treatment, 983-993.

Özdemir, L. (2008). 2008 küresel ekonomik krizinin işletmeler üzerindeki etkileri. Doğuş Üniversitesi Dergisi14(2), 249-265.

Öztürk, S., Sözdemir, A., & Ülger, Ö. (2012). Küresel Ekonomik Kriz ve Türkiye’nin Para Politikaları Üzerine Etkileri. In International Conference On Eurasian Economies (pp. 11-13).

Pedersen, C. L., Ritter, T., & Di Benedetto, C. A. (2020). Managing through a crisis: Managerial implications for business-to-business firms. Industrial Marketing Management88, 314-322.

Peric, M., & Vitezic, V. (2016). Impact of global economic crisis on firm growth. Small business economics46, 1-12.

Sarı, E., & Sarı, B. (2020). Kriz zamanlarinda eğitim yönetimi: covid-19 örneği. Uluslararası Liderlik Çalışmaları Dergisi: Kuram ve Uygulama3(2), 49-63.

Schaffer, R., Agusti, F., & Dhooge, L. J. (2015). International business law and its environment. Cengage Learning.

Schifferes, S., & Knowles, S. (2014). The British media and the ‘first crisis of globalization’. The media and financial crises: Comparative and historical perspectives, 42-58.

Seçilmiş, C., & Sarı, D. Y. (2010). Kriz Dönemlerinde Konaklama İşletmelerinin Kriz Yönetimi Uygulamalari Üzerine Bir Araştirma. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi15(1), 501-520.

Smallbone, D., Deakins, D., Battisti, M., & Kitching, J. (2012). Small business responses to a major economic downturn: Empirical perspectives from New Zealand and the United Kingdom. International Small Business Journal30(7), 754-777.

Stiglitz, J. (2000). What I learned at the world economic crisis. The New Republic17, 2000.

Tien, N. H., Phu, P. P., & Chi, D. T. P. (2019). The role of international marketing in international business strategy. International journal of research in marketing management and sales1(2), 134-138.

Tüz, M. V., (1996). Kriz Dönemlerinde İşletme Yönetimi, Ekin Kitapevi, Bursa.

Warsame, A. N. (2016). Kültürel farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yansımaları: Somali'de faaliyet gösteren türk işletmelerinin deneyimlerinin belirlenmesi (Master's thesis, Anadolu University (Turkey)).

Wagner, C. S., Roessner, J. D., Bobb, K., Klein, J. T., Boyack, K. W., Keyton, J., ... & Börner, K. (2011). Approaches to understanding and measuring interdisciplinary scientific research (IDR): A review of the literature. Journal of informetrics5(1), 14-26.

Wild, J. J., & Wild, K. L. (2019). International business: The challenges of globalization. Pearson.